tatilhali

tatilhali
cunda

31 Aralık 2014 Çarşamba

2015 gelir

MUtlu sevimli huzurlu sağlıklı aşk dolu sevdiklerinizle berabr olduğunuz bir an bile elinizi bırakmayan insanlarla olduğunuz bir yıl dilerim efenim sizlere.
2015 barışın hakim olduğu bir yıl olsun umarım. 

SEvgilimle ve ailemle beraber mutlu yeni yıllar efenim bana da sizlere de:)
AAa bu arada minik çocukların bol şeker ve sabah gülümsemesiyle uyandırılması kavga gürültü içinde değil huzur içinde büyümeleri temennilerimle.

Sevgiler:)

28 Kasım 2014 Cuma

öylesine

Hava fena değildi bugün ; öğlen yemeğe dışarı çıktık; çok da güzel oldu iş arasından nefes almak fakat benim iş yerimde aslında tam nefes almalık boğazda, mis İstanbul! havası. Biri dese mis İstanbul havası diye inanmam ama burası gerçekten mis gibi bir havada şehrin gürültü ve pis havası yok, uzaklardayız.
Mavi yeşil beyaz biraz gri birarada. Kararında aslında. Türk kahvesini manzaraya karşı içmek en zevklisi burada. Birer kahve söyleyin şekersiz olsun ki kahvenin o has tadını alın bence üzerine de bir yudum su ama çok fazla değil ki kahvenin tadı ağzınızdan gitmesin. Bence bu yüzden küçük bardaklarda su gelir kahvenin yanına. 
Böyle işte.

5 Kasım 2014 Çarşamba

içdökmeyazısı

(Bazıları var ki hakikaten gereksizler. Boşuna yer işgali bence. İnsanın durduk yere sinirini bozmaya ne gerek var ama haksız mıyım? Git kendi kendine takıl uzaklarda istenmediğini anlamayıp hala niye gelirsin ki? Böylelerinden her şey beklenir çünkü neden ? Yüzsüzdürler ya aldırmazlar aynı saçmalıkları tekrarlardururlar. Ama ne yapmak lazım onlara karşı tüm algıları kapatıp, onları görmeyerek duymayarak devam edersek biz de rahatlarız değil mi? Bence çözüm bu; hem temiz hem de uygulanmaya değer bir yöntem. Bir de böyle deneyelim kendimizi kasmayalım öyle biri yok diyelim kafada bitirelim en iyisi.)

Mutlu çarşambalar olsun inşallahh, haftanın geri kalanı etrafınızda hep sevdiklerinizle geçireceğiniz günler getirsin size. Güzel bol köpüklü (sevene bol kaymaklı) kahveler içirsin bu hafta size. Ay bir de ödül verin kendinize bol kremalı meyveli bir tatlı yiyin mutlaka. Keyif yapın şöööyle.

23 Ekim 2014 Perşembe

kings of convenience

Nescafeniz masada, sabah işleri aradan çıkmış, bir mola vakti gelmiş, fonda da kings of convenience çalıyor. Şu an için huzur bu oluyor bence.

Kings of convenience'ı pek severim. Benim için yeri de ayrıdır. Sene 2009 demektir benim için kings of convenience. Loş ışıkta dinlenen, Çapa'da kalınan evdir. "Uğur'dur."
O kelebekli kızın olduğu kliptir. Çok yoğun çizim ve resim yaptığım yıldır. Huzurdur. Solistin kocaman gözlükleridir. Danstır.
Hiç değişmeyecek olan zevktir. Bir dinleyin derim:kings of convenience

16 Ekim 2014 Perşembe

Muzlu rulo pasta

Çocukluğumda da, şu anda da en sevdiğim pastadır kendisi: MUZLU RULO PASTA. Annem öyle bir yapar ki parmaklarınızı yemeyi bırakın elinizi yersiniz. Annemin elinden lezzet akar o ayrı da tabiki. Muzlu pasta öyle saf öyle sadedir ki şaşırırsınız. Bu sade görüntüye bu lezzet patlaması nereden geliyor diye. Bir kere yapımını beklemek sabır istiyor. Hele yaparken anneyi izliyorsanız çok şanslısınız. Ben küçükken kremanın soğumasını beklememi hatırlıyorum. Annem balkona koyardı onu hemen soğusun da yiyelim isterdim ay geçmezdi o zaman:) İçine tereyağ koyup mikserle geçerdi üzerinden bir de. İşte sona yaklaşıyoruz demekti o tereyağlı kısım; o zaman bir heyecan basardı beni; çok severim                                                               mutlu muzlu pastalı sonları:)
Hemen annişi arayayım da ilk istek olarak sıraya yazdırayım muzlu pastayı unutmadan:)

1 Ekim 2014 Çarşamba

Hellooo

Küçük şeylerden mutlu  olmak en temizi en tatlısıdır. Ben; bir çizimden bir not defterinden, renkli kalemlerden, bir buket çiçekten, bir kurabiyeden, beğendiğim çantanın unutulmayıp bana sevgili tarafından alınışından... vb gibi şeylerden acayip mutlu olurum. Darısı başınıza:) Hayat böyle daha kolay gerçekten.
Küçük şeylerden bu kadar mutlu olmuşken kücücük şeylerden de canı sıkılabiliyor insanın. O zaman da tam tersini düşünmek lazım galiba. Çiçek bakın mesela. Ona yeni saksılar alın, sulayın, konuşun, yapraklarını silin , çiçek açarsa sevinin...
Soğuk baharın ortasında giyin topuklu ayakkabıları yürüyün özgüvenle sanki üşümüyormuşçasına,saçlarınıza fön çektirin ya da dalgalandırın dağıtın şöyle havalı havalı o da olur.
İlkbaharlık elbise altına giyin koton çorabınızı biraz bahara dönün az da olsa.
Yapın işte birşeyler. Oyalayın beyninizi yeter. Boş kalmasın; yoksa can sıkıntısı başlıyor ki o fena. Girmeyin hiç o tarafa. Gidin eve akşam güzel bir sofra hazırlayın sadece makarna da olabilir. Ama sunumu özenle yapın. Mutlu olun makarnanızı güzel tabaklarda yerken dizinizi izleyin. Üşürseniz alın battaniyenizi, filmdeymiş gibi hissedin kendinizi...
Ya da klavyenin başına geçin yazın içinizden geçeni. Açın bunu da:ada sahilleri 

15 Eylül 2014 Pazartesi

Pervane

Aşık olmak güzel şey, hem de karşılıklıysa; bazı şarkılar alır içine sizi; size sizi anlatır, aşkınızı anlatır, nişan töreninizi hatırlatır, işte benim için de bu şarkı öyle:pervane:)

Beraber yaptığınız saçma şeyler gözünüzün önüne gelir gülümsetir her yer balon olur, kimse görmez o ayrı. Sizin için pembe beyaz mavi turuncu fuşya balonlar uçuşur etrafta. Şemsiyeler eşliğinde danseder herkes eski ayşecik filmlerindeki gibi. Olduğunuz yer ''Gümüşlük'' oluverir.Altı ay sonra oraya tekrar gitmenin heyecanı sarar.

Güneş altında çok yandıktan sonra denize atılan ilk adım vardır ya titrersiniz; ya da çok susayınca içtiğiniz o ilk yudum. İşte onlar gibi olsun hayatınız, aşkınız umarım...



11 Eylül 2014 Perşembe

Nefes

Sinüzit fena; çok fena, nefes almak zor vesselam. 
Hemen antibiyotikler; fısfıslar boğaz pastilleri...
İşe gelmek zor gitmek zor, yollar kısa ama nefes zorlukta olunca her şey zor!

Zencefiller limonlar tarçınlar ...

Hasta olmayın sakın aman ha terli terli gezmeyin; soğuk su içmeyin desem de benim sevgilim doğduğundan beri soğuk su içermiş hala da öyle ( annesi de aynı) hiç bişi olmuyor beyfendiye.Bünye meselesi; ben de bi okadar narin ve hassasım. Her rüzgardan etkilenirim yamulurum. Soğuk su mu amaan tanrıım derim ne soğuğu ılık olsun benimkisi.

Bayram tatili yaklaşıyor ne hazırlıklar yine nişanlar düğünler olaylar olaylar...
Bu sene bol koşturmalı bol mutlu olaylara şahitli bol nişanlı bir sene oldu hadi hayırlısı.

Kaktüsleri çok seviyorum masamda iki tane minnak kaktüs var ama büyük olanlardan alayım ben en iyisi konuşurum da arada onunla yukarıdaki konudan kaktüse nerden geçtin demeyin kafamı sola çevirince masamdaki minnaklarla göz göze geldimde:)

Bol C vitaminli ıhlamurlu ve tabiki de türkkahveli günler... 

3 Eylül 2014 Çarşamba

havadan biraz da sudan

Merhabalaar

Canım yazmak istedi ama konu belli değil (sanki hep belliymiş gibi). 
Renklerin uyumu önemli midir acaba? Ben eskiden beri gözüme hangisi güzel gelirse öyle uydururum renkleri.İşin bilimsel yanına dalmam. Kahverengi ve siyah yanyana güzel olabilir mesela. Çoğu kişi olmaz der kestirir. Bazı arkadaşlarım da normalde olmaz ama Duygu yapınca olmuş derler. Bilemiyorum. Benim öyle bir durumum var kendime uydururum renkleri. Klasik standart olmamalı herşey. Bazen de siyah bir elbise kadar güzeli olamaz o ayrı. Ruh haline göre herhalde şekilleniyor o anki uyum.
Çiçekler de aynı. Çoğu yanyana olur aslında bir vazoda, standardı yakalayıp uyumlu çiçekleri yanyana görmektense birbirine meydan okuyan, birbirine bağıran çiçekleri görmek mutlu eder beni. Tabiki bir demet papatyanın da yeri ayrıdır hani. Orkidenin asaletini de değişmem hiç bir şeye.
Biraz spor bir pantolonun üzerine hafif klasik bluz nasıl güzel oluyorsa bir şortun üzerine giyilen ipek beyaz bluz da güzel olur. Test ettim onayı aldım çevreden; işe öyle geldim bile. Korkmadann uydurmak gerek etrafa çok kulak asmadan. Hayatta da böyle, o ne der bu ne der aman uyumsuz olmayalım... Halbuki uyumsuzluğun da bir uyumu var hep savunduğum gibi. Aynı aile içinde bile birbirine benzemeyen bir çok birey olabiliyor ama nasıl bir uyum içine giriyorlar yeri gelince! Yeterki niyetler iyi, gönüller bir olsun diyorum bir teyze edasıyla...
İyi çalışmalar; iyi hafta ortaları, yaklaşan haftasonuna hem de yoğun bir haftasonuna da merhaba şimdiden!


7 Ağustos 2014 Perşembe

Müzik

Masanızdan kalkıp dansetmek gelmiyor mu hiç içinizden ? 
Hafif bir kokteyl eşliğinde.
Sabah sabah bu ne enerji bilemedim. Ama güzel bir gün sanırım.
Yağmur vardı; bugün de yağsa. Kahvemizi alıp cam kenarına otursak sonra birden güneş çıksa hiç farketmez yarın cumartesi:)

Çalışmak güzel şey. 
Hele de yan masanızda tatlı bir kadın varsa; güldürüyorsa. Çalan şarkıların içine girmeye çalışıyorsa, kahveniz masanıza geldiyse deniz kenarında çalışıyorsanız...

Herkese mutlu kahveli huzurlu müzikli günler:)


Bir dinleyin derim:
https://www.youtube.com/watch?v=95YP8Mr6jUs

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Bir öyle bir böyle.

Yazın ortası, kışın uzağı sonbaharın yakını zamanlardayız. 
Pişiyoruz. 
Dışarıda sıcak baş ağrısı yapıyor, içeride klima.
Ne yapılası şaşırılmış durumda. Tatile gitmek istiyoruz hepimiz; eminiz.
Hadi deseler valizler kapı arkasında. Valizi hazır olmayanın da cüzdanı hazırdır. Nasılsa yoldan alınır birşeyler.

Hem çok sarı hem çok mavi hem de çok turuncu bir mevsimdeyiz bence.
Ne yapsak alışveriş merkezleri desek klimaları var bir yere kadar iyi, deniz kenarı desek, deniz havası var ama sadece havası, giremiyoruz İstanbul'da, dibindesin ama uzaktasın, karışık biraz.

Akşam eve gidince güzel bir sofra hazırlayayım diyorum. Sonra bir üşengeçlik geliyor sormayın sonra da bir heves. Bir öyle bir böyle.

Hep bu sıcaklardan.



23 Temmuz 2014 Çarşamba

Hamak



Günaydın; gerçi kahvaltı çay ve kahve faslını atlatan bana ve çalışma arkadaşlarıma çoktan öğlen gibi geliyor. Tatildeyken hiç kıymeti bilinmiyor bence hemen geçiyor zaman şimdi işteyken de gelmek bilmiyor tatil. Geçen yaz tüm aylar benimdi yattım durdum ama hiç anlamamışım hemencik geçmiş şimdi uzaktan bakınca farkediyor insan. Assosta olmak vardı şimdi...Yada Akçay'da Uğur bu saatlerde simit alıyor olurdu( ki Akçay'ın simiti efsanedir.!).
Hafif esen rüzgar olur bu saatlerde orada. Öğlen kavurucu sıcak olur. Denizden dönüşte babayla mısır yenir. Annem çay demlemiş olur. Şu an iştesin Duygu sakin ol.
Soldaki resim hep bir rahatlığı boşvermişliği anlatıyor, hatırlatıyor bana her nekadar öyle olmasamda. Paylaşmak istedim sebepsiz yere. Olsun.
Hamak mı alsam Uğur'a? Kendisi hamak hastası bayılır. Kahvaltıya Polonezköy'e gitmemizin en temel sebebi o hamaklar biliyorum:)
Ne çok konudan konuya geçmişim. Amaan ne farkeder sanki konuşurken öyle yapmıyoruz. Yazınca mı göze batıyor sanki! Kızlarla aynı anda hepimiz konuşup aynı anda birbirimizi dinlerken buluyoruz kendimizi. Nasıl beceriyoruz bilmiyoruz bu sırrı çözünce söylerim belki. Bir çay söyliyeyim bari.


11 Temmuz 2014 Cuma

Taze sıkılmış portakal suyu

Napsak yahu?
Bilemedim; bir çok heyecanlıyım bir durdum bakındım bir sıkıldım bir neşe doldum; bunların hepsi aynı gibi mi oldu bir süre sonra bilemedim.
Gepgeniş bir balkon düşünün balkon dedimse yerle bir kotta ama gepgeniş olacak. Kumsal ile birleşik bir balkon 20 adım olmadan denize ayaklarınızın değdiği. Akşama yemekte mangal yapan ailenin babası, salatayı hazırlayan evin annesi olsun oh mis.Siz de bu ritüelin yemek kısmında görevlisiniz. Tatildeymişsiniz ama sonu gelecek tatillerden değil. Öyle keyfi tatilmiş. Buz gibi portakal suyu sıkılmış masada sürahide bekliyor olsun.
Aa masanın düzeni önemli kadehler camdan tabaklar porselen beyaz hakim ortama. Masada taze mis kokan çiçekler pembeli morlu mavili sarılı beyazlı bir buket. 
Fonda hafif bir müzik hakim. Sözü yok şarkıların kafayı oraya odaklamayın diye, hafif hafif arkadan esen yel gibi çalsın müzik.
Dalga sesleri gelsin ,kapatın gözlerinizi. Yanmışsınız zaten gündüz güneşte akşam esen hafif yel rahatlatıyor sizi.
Mangal kokusu sardı etrafı of o ne ekmekler de kızartılmış. 
Masada herkes alsın yerini. Kalabalık değil çok sevilen aileden sayılan birkaç kişi belki.
Keyifle yensin yemek tadı çıkaa çıkaa, uzun uzun yensin...
Duydunuz mu dalga seslerini saatler ilerledikçe dalgalar arttırıyor hızını ama sakinleşiyor sonra hafif hafif esen rüzgar ,müzik tüm gece süren yemek... 

25 Haziran 2014 Çarşamba

Bozcadadan döndük :( 
Sadece haftasonu bile yeter ama dönmek istemiyor insan hafif esen; bazen hızlanan rüzgar yakıcı güneş ve pırıl pırıl denizi kim bırakıp geri dönmek isterki?
Çınaraltında içilen kahve edilen sohbet öncesinde yenen yemekler adanın sokakları unutulur mu ? bırakılır mı?
Üzüm bağı alıcam ilerde hayal kurmadan olmaz tabikide:)
Belki de olur küçük bir pastane açarım orda oh mis zevkimi yansıtan bir dekorasyon ...

Değişik bir sevinç kaplıyor içimi adada. Herşeyi mi güzel gelir insana bir gidin bakın:)Tabi ki yanınıza sevdiğiniz birini alın!Mutlaka!

20 Haziran 2014 Cuma

bordo

Bozcaada'ya duyulan sevgi başka bambaşka; bir hırçınlık bir rüzgar bir sakinlik, deniz buz gibi şarap bordo ,ada halkı sevimli sokaklar dar geniş ferah hepsi bir arada, hiç bitmesin bozcaada günleri; kısa da sürse uzun gibi geçsin. Herkes mutlaka bir kere de olsa görmeli diyorum daha ne olsun.
Akşama yolculuk var bir heyecan bozcaadaya duyulan özlenen.
Ferahlık beklesin bizi.

27 Mayıs 2014 Salı


Bol çilekli bol kremalı (ama hafif pastacı kreması olacak) kocaman bir kupun içinde hafif sakin görünümlü soft renkli cam serviste sunulan bir tatlı istiyorum hemen şimdi. Ya da fırında sütlaç.

Hani böyle tatlı yemek mutlu eder; bir sakinleştirir,  bir hafiflik verir insana; ne güzeldir o huzur.

Sütlü tatlılar renginden kazanır bir kere, beyaz tonları öyle göz yormaz ağır şerbet olmaz yedikten sonra ağızda bir tabaka bırakmaz, serinlik vardır, sütlü tatlılar yazı da kışı da eşit yaşatır insana. Tadıyla serinletiyorsa yazı; rengiyle beyazsa kışı.

Canım fena halde sütlü bir tatlı istiyor ama hangisi bilemedim.

Aa bu arada tatlının sunumu da önemli cam kaselerde kadehlerde uzun tatlı kaşıklarıyla ya da orijinal eski zaman antikalarıyla ya da ya da ;değişik bardaklarda...

Havada kalsın yazım şu an tatlı isteğimi durduramadığım gibi bitmesin bu yazı da aklınızda devam etsin birilerini mutfağa yöneltsin birilerini de pastaneye...


30 Nisan 2014 Çarşamba

Ne ara geçmiş zaman anlamadım. Ne zaman üniversite bitti de 5 sene oldu bir burukluk var evet; o gerçek; okul sonrası gezmeler, arkadaş grubumuz, muhabbetler, kantin çayları kahveleri, derse yetişmeler, final haftaları, proje yetiştirme telaşları, yapılamayan ödevlerde dostların desteği, saçma sapan dertler ... (onları bile özlediğim oluyor çünkü sonunda yardıma koşan dostlar hep vardı)...
Çok özledim evet başka da bir şey demiyorum.
Şimdi mi ? Şimdi daha da mutluyum aslında; o zamanlardan bana kalan sevgilim!, hep bir parça üniversitedeyiz tadını yaşıyoruz ikimiz. Bunun hiç değişmeyeceği gerçeği beni mutlu etmeye yetiyor.

Matematik-2 dersinin sınavı vardı 2 gün sonra. Başka bir dersten çıkmıştık akşam 10da. Defterimi vermiştim eksiklerini tamamlasın diye çıkışta defterimi vermeyi unutmuş ben de almayı unutmuşum.
Barbaros'dan aşağıya Beşiktaş'a yürümüştük. Telefonum çaldı. Baktım o. Koşarak geliyor arkadan.
- Defterin kalmış , dedi. Sen geçersin de ben kalırsam bu dersten sorarım sana dedi; güldük. Daha çok samimi değildik. Güldüm. Hatırlıyorum. Ben geçtim dersten, o kaldı. Ne mi farketti birkaç senecik. Şimdi yanımda; kalmadı aslında hiç bir şeyden; beni kazandı, ben de onu. Daha ne olsun nedir ki matematik?
 Bir matematik öğretmeni olan birtanecik annem duymasın:)

10 Nisan 2014 Perşembe

Günaydınlar kimilerine, tünaydın kimilerine de. Yeni iş, yeni hayat, erkenden uyanmalar, günü uzun geçirmeler, bol kahve ve çay içmeler, gelen çiçekler, yeni kıyafetler, yeni insanlar hepiniz hoş geldiniz. İyi ki de geldiniz. Bekliyormuşum ne zamandır farkında olmadan. Bembeyaz orkidem bana doğru dönmüş şu an masamda. Gülümsemiyor mu sizce de bu çiçekçikler yüzleri var gibi.
Akşam da üşenmeden spor yapsam tamamdır bu iş. Sağlıklı beslenme ve arada yenen ıvır zıvırlar ile karışık bir yemek yelpazesi en sevdiğim, o da hoş geldi. E bir de şu an uzakta olan bazıları da gelse daha ne olsun. E öğle arası geliyormuş afiyet bal şeker olsun çalışanlara ya da kahvaltıya oturacak ve bir saat masada gazete keyfi yapacak olanlara ardından da kahve keyfi eşliğinde dergi okuyup televizyon izleyenlere de afiyet olsun. Hiç kıskanmadım. Hele de gezmeye çıkarsanız öğleden sonra aman ne yorucu. Çıkmayın evde bari oturun! 

28 Mart 2014 Cuma

sürprizler

Beklersiniz bir de bakmışsınız o ne! her şey tek tek rayına oturur. İşte en güzeli, en tatlısı, en çilek kokulusu ve en nane kokulusuyla ferahıdır zamanın. Yağmur bardaktan boşanırcasına yağarken masanıza gelen bir çiçek gibidir sürprizler. Ba-yı-lı-rım. Güneş açıverir.
Turuncu mavi beyaz olur etraf. Tarif edemezsiniz.

7 Mart 2014 Cuma

haydi buyrun burdan

Türk kahvesi yudumlarken , hafif loş ışık ( her zaman tercihim sarı ışık oluyor beyaz beyaz gözlerim acıyor neyse) ve ahşap masaya oturunca insan kendini bir havalı hissediyor sizce de öyle değil mi? Hani hep bişiler yazması gerekiyormuş gibi her an bir yorum yapması gerekli gibi. Bana öyle bir hava katıyor ya da:)

Yazı yazmayı hep sevdim ben; hep klasik bir cümledir: '' Ya benim lisedeyken kompozisyonum yüzdü.''
Ya bunun ne anlamı olabilir ki lisedekil halimizle kaçımız uyuşuyoruz şu an otuzlu yaşlara gelirken hele hiç alakamız olmuyor bence. Az önce otuzlu yaş mı dedim :S Demişim. Daha tekrar 18 olacağım gibi geliyordu bana hep değişik bir his. Bu cümleler hep kahvenin suçu!

4 Mart 2014 Salı

Bazen bilemezsin neye takıldığını neye kafayı taktığını...

Hayatı dolu dolu yaşamak adına dersler alınmamalı ders aldıktan sonra iş işten geçtikten sonra dolu dolu yaşa yahu denmemeli.
Resim yapmayı daha geliştirsem bu ara, ya da dikiş olayını daha geliştirsem annemin dikiş makinasına dadandım bi karıştırdım bi kaç bişi diktim baya zevkli e tabi ki mühendisim ve asıl mühendisliğe daha çok eğilsem en iyisi mi ki acaba?

İkiz yeğenlerim var demiştim. Dün birine çarşamba annemin günü var dedim. Kağan sen de gel güne dedim. Ben günleri çok severim ama çarşamba çok işim vardı dedi. Ay ne işin var dedim. İtfaiyeden çağırmışlardı dedi bana:S
Kağan 4 yaşında bir bıdık hayal dünyası geniş geeeep geniş. En az 2 ye 2 çift kişilik yatağın rahatlığından belki daha fazla geniş. Niye anlattın derseniz bilmem çok hoşuma gitti unutmamak için yazdım.

İyi geceler o zaman.

12 Şubat 2014 Çarşamba

Yazasın gelir bazen ama ne yazsam diye düşünmeden. Öyle oldu böyle oldu derken bir bakmışsın bir paragraf bitmiş devamı gelmiş. Ben de bu aralar keçeyle ilgileniyorum dikiş işlerine ilgi duymaya başladım. Rengarenk kurdeleler kumaşlar keçeler derken bir mutlu hissettim kendimi. Kızlarla Eminönü'ne gittik özel olarak aldık gezdik yedik içtik oradan uzun bir yürüyüş sonrası Beşiktaş'ta mola verdik çok güzel bir gün sonunda mutluyduk. Ertesi gün kendi keçe workshopumuzu bile yaptık. Sonunda ortaya çıkan ürünler güzeldi ne yalan söyleyeyim.
Kızlarla kahve muhabbeti başka bir şeye benzemez derim ama ilk defa uyguladığımız bu dikiş işi de baya zevkli oldu. Tavsiye edilir. Mesleğimizle ilgisi olmayan bir uğraş her zaman kafa dağıtmak için birebir bence. Renklerin arasında kaybolmak yeni ürünler ortaya çıkarmak o kadar eğlenceli ki. Şimdi bir türk kahvesi yapın kendinize, kapatın gözlerinizi dumanı içinize çekin ve rengarenk bir dünya düşünün ister renkli kumaşlar ister renkli bonibonlar isterseniz de rengarenk boyanmış evler...

25 Ocak 2014 Cumartesi

Dumanı üzerinde Türk kahvesi

  Bazen canım öyle çok çikolata ister ki anlatamam. Erkeklere göre çikolata ve kakao ile aramızdaki bağ daha derin daha vazgeçilmez sanki. Anneannem hariç çikolatayı kakaoyu sevmeyen hiç bir kadın tanımıyorum. Bazen öyle yiyesim gelir ki; kaşık kaşık nutella yerken bulurum kendimi. Şikayetçi de değilim hani. Bence çikolata kilo yapmıyor; gerçekten onu yesem de yemesem de kilo alabiliyorum. Ne diye bu lezzetten mahrum bırakayım kendimi. Hele de Türk kahvesi yanında bazı çikolatalar çok iyi gidiyor. Bir de sunum önemli tabi benim gibi Türk kahvesine bayılan biri için; kaç takım fincanım olsun hiç fark etmez evde bulup buluşturup yer açarım onlara, bu bir zevk yahu benim için. Yapımı, sunumu, tepsisi, yanındaki su bardağı...
    Misafirim gelsin hemen Türk kahvesi yaparım. Sohbeti ayrı olur tabii. Hele de bizim kızlar gelsin aman ne fallar ne saçmalıklar. Bir de anlıyormuşuz gibi bakıyoruz. Eve gidince annemin komşuları da ben faldan anlıyorum diye beraber kahve içince kapatıyorlar hemen. Yalan halbuki. Ama atması tutması onun sohbeti gerçekten başka. Eğleniyoruz bir kere. Terapi gibi bişi.
   Türk kahvesi demişken eskiden içmezdim de sevmezdim de. Okul hayatı bitip iş hayatı başlayınca bir kahve merakım çıktı ortaya. Bir de aman allahım o Paşabahçe beni benden alıyor bütün kahve fincanlarını alacağım o olacak. Şu arada Karaca değişik takımlar çıkardı. Ben de takipteyim. Bir aydan fazladır uğramadım Paşabahçeye bak meraklandım şimdi. Neyse ben bir Türk kahvesi yapayım yanında da incirli lokum...
   Eminönü'ndeki Kurukahveci Mehmet Efendi ile ilgili yazacağım bak söz. Bir de Cunda Adası'ndaki Taş Kahve ile ilgili yazacağım. Ama daha sonra...Şimdilik bu yaz çektiğim bir foto...
Taş Kahve bir başka. Deneyin mutlaka!

22 Ocak 2014 Çarşamba

bonibon

   Klasikler iyidir her zaman geçerliliği vardır. Şaşırtmaz ama heyecanlandırır. Doğum günlerini de çok severim, bayılırım.Her yaşta kutlansın isterim. Her yer balon pasta şeker hediye olsun oh mis. Hiç şikayet etmem doğrusu ilgi üzerine ilgi olsun mis gibi:)
   Seneler sonra ailecek kocaman bir masada yenen doğum günü yemekleri olsun herkesin inşallah. 
   Doğum günleri insanı yeniler,mutlu eder, heyecanlandırır. O kişiyi özel hissettirir. O kişiye ait bir gündür. Öyle evlilik yıl dönümü, sevgililer günü gibi değildir. Sana özeldir. Mis gibi bir gündür kısacası. Misler gibi giyinilir, misler gibi gezilir, misler gibi yenilir içilir. Mis olunur.
   Mis kokulu mis gibi rengarenk doğum günleri herkese, bana da tabiii:)Sevdiklerimizle beraber olduğumuz kocaman pastalarda mumlar üflediğimiz sevdiklerimize sarılabildiğimiz niceee mutlu doğum günlerine:)

17 Ocak 2014 Cuma

vazgeçilmez

   Annemin yaptığı ıspanaklı börek hakkında yazmasam gerçekten haksızlık olurdu.Hani çoğu kişi için çekirdek yemek durdurulamazdır benim için de ıspanaklı börek yemek aynısı. Az önce gittim mutfaktan aldım yine yedim daha da yiyesim var durdurmak zor oluyor gerçekten bir de aynısını antep fıstığında yaşıyorum.
   Börek yeni fırından çıkınca  dumanı üzerindeyken hemen yemek istiyorum ama biliyorum ki o zaman tadını anlayamayacağım o zaman ''Dur'' diyorum. Biraz soğusun tadına öyle varırsın. Aslında çoğu güzel şeye de hemen atlamamak gerek aynı börek olayındaki gibi sıcağı sıcağına anlamayacağımı bildiğim halde bazı olaylara balıklama dalmamalıyım. Börek nasıl sıcakken ağzımı yakıyorsa bazı olaylar hakkında da biraz düşünüp hareket etmeliyim. Kendi kendime ders verdim yine. Belki de mantığımı her zaman daha ön planda tuttuğumu düşündüğümden. Belki de yanılıyorumdur. Aslında çok duygusalım ama karışık biraz. Olsun börekler bitmesin yenileri fırınlara verilsin. Hatta ıspanaklı böreğin içine antep fıstığı konsun. Olmaz mı ki? İki güzel şey yan yana gelince bozulur muki? Deneyelim görelim.

16 Ocak 2014 Perşembe

   Dört yaşına yaklaşan kuzenimin ikizleri var. O kadar tatlılar anlatamam. Çok özlüyorum bıdıkları. İstanbul'a gidiyorum ben dedim. ''Niye gidiyosun? çok mu eğlenceli bi yer orası'' dedi. ''Evet ama yorucu aynı zamanda'' dedim.  Halbuki geldiler bir sene önce yanıma. Hatırlattım ''hatırlıyorum'' dedi. ''Havuz var mı orda'' dedi. Var dedim.
   Ne tatlı bu çocuklar ya sorulara bak hayat eğlence üzerine. Çok haklılar aslında. Niye yaşıyoruz ki ?eğlenmek için. Niye para kazanıyoruz; daha rahat daha eğlenceli yaşamak için. Standartlarımızı yükseltmek için. Daha küçücükken öğreniyoruz demek ki...
    Bu akşam gösterileri var. Şarkı söyliyceklermiş. Aman yarabbi olaya bak ben büyüdüm de abla oldum. Bıdıkların gösterilerine gidiyorum. Geçen sene de diğer kuzeniminkine gitmiştim. Aslında gösterisine gelinen hep ben olurdum ne ara büyüdüm ya ben? Bu soruya annem cevap versin bence, ben bilemedim.
   

14 Ocak 2014 Salı

Kapı çalınır; o en sevilen kokular bir aradadır, hem de en sevilen kişiler aracılığıyla.Dilim dilim dilimlenmiş kek ve kahve ;ya da daha çok ıhlamur ...
Ders çalışırken en sevdiğim sahneler bunlardı hatırlıyorum, ders çalışmayı bırakır yemeğe dalardım masa başında.Çok mu geride kaldı o günler. Hayır! Hala aynı ama ders çalışma yerini anneyle beraber yapılan dedikodular, gülüşmeler aldı. Çok memnunum ve şanslıyım.Dikkat ediyorum aynı huy bana da geçti misafirim gelsin hemen çay, kahve, kek yaparım. Kek olmadı diyelim illaki bişiler bulurum yerine. Misafiri severim pek çok hem de bi okadar da yemek yapmayı. Bir minnacık kafem olur mu acaba ilerde? Sorular kemirmeye başladı yine kafamı belli ki saat ilerledi:)
İyi uykular...

11 Ocak 2014 Cumartesi

Ne güzel şey eski arkadaşlar. Muhabbetler,  sohbetler, edilen dedikodular, beraber yaşananları tekrar anmak, en eski arkadaşları beraber aramak, mesaj yollamak, gelicek olan mesajı beklemek ...
Nutella yemenin verdiği zevkle izlenen bir televizyon programı; hani bi kat sürersin o nutellayı ekmeğe ama az gelir bi kat daha sürersin işte o ekmekten alınan ilk ısırık kadar değerlidir eski arkadaşlar. 
İyi uykular ...

10 Ocak 2014 Cuma

Spor programı açık televizyonda, çok mu seviyorum hayır, az mı seviyorum , o da değil ama sevdiğim kişi uyurken kendini rahat hissediyor diye açık bu kanal.Turuncu da öyle çok seviyorum tonlarını ama bazen üzerime yapışan turuncu renginden bıkıyorum sanki.Turuncu giymiyorum ama bana sevinç ve neşe veren bi renk galiba asıl turuncuyu değil tonlarını seviyorum yani hani bi insanı genel olarak sevmezsiniz de tek tek huylarını düşününce seversiniz ya, o insanın tonlarını seversiniz böyle bişi...Kek yapabilirim gecenin bi yarısı ,beni mutlu eder keşke sabah bir yerlere yetişme derdi olmadan insanlar istediği saatlerde kek yapabilseler:) Uyusam mı geç oldu konu da dağıldı ya da hiç toplanmadı.
İyi uykular...